20 Haziran 2012 Çarşamba

Paramparça anlar ve sahipsiz anılar


Yoksun olduğumu fark ettim; birçok şeyden, birçok yerden, birçok insandan. Nedenleri olmayan sonuçlarım vardı. Amaçsız bir adamdım. Yaşıyordum. Öylesine yaşayanlardandım. Şarkılar vardı sonra. Şarkıların meydana getirdiği yapaylıklar vardı. O yapaylıkları kusan bir adam vardı. Pisliğin içinde boğulan kadınlar vardı. Nefret dolu kadınlar. Tutku dolu kadınlar. Aşk dolu kadınlar. Hayatlarının bir döneminde yanlarında olduğum, kalanındaysa beni içlerinden atmak için uğraşanlar. Sonra. Yine bir adam vardı. Aynı adam. Kıçı kaçınan, yalnız bir adam.

Ayna gibi hissediyorum. Meraklı ve korkak insanlar var çevremde. Tek başıma değilim; kendilerinden sıkılana dek. Sıkılacaklar. Başka adamların başka kadınları olacaklar ve ben yine yalnız kalacağım. Daha doğrusu hep yalnızdım da farkında değildim. Değil miydim? Her seferinde biraz daha çatlıyorum. Günün birinde kırık bir ayna olacak ve onları kanatacağım. Onları kanatan kendileri olacak. Farkında olmayacaklar. Farkında olmamanın doğurduğu bir intikam güdüsü kaplayacak ruhlarını. Soğuk. Soğuk olan her şey kadar da heyecan dolu olacak. Öleceğim.

Saat 00.50. Yatağım beni bekliyor. Ben yatağımı istiyorum. Ama orası, bana dünyanın geri kalanı kadar uzak sanki. Dünyanın geri kalanına sadece orada dokunabileceğimi biliyorum. Dokunmakla kalmayacağımı biliyorum. Bunu diğerlerinin hiç bilmeyeceğini de biliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder