10 Eylül 2012 Pazartesi

Ve beyaz atlı prens öldürüldü


Konuşmamız gerektiğinde öpüşür,
Tartışmamız gerektiğinde sevişirdik.
Ve bazı zamanlar, sahiden, küfreder gibi de çekip giderdik.
Gidişlerimiz şaşırtmazdı hiç birbirimizi
Ama şaşırtıcı derecede mutlu ediciydi gelişler.
Martılar ağlamazdı çünkü birbirimizleyken biz,
Ya da kedi ve köpekler aç kalmazdı ve soğuktan donmazdı evsizler.
Kör, sağır ve dilsiz yapabilir bir insanı bir başka insan,
Gaddarlaştırır şefkatiyle merhametsizce.
Cehennemi cennet gibi sevmenin, sevmenin en asil şekli olduğunu
Ancak ve ancak inananlar bilir, tanrı dışında bir başka güce.
Birbirimiz için birbirimize,
Şerefe, şerefsizce.

Ne sevgiliydik biz, ne dost, ne de herhangi bir şey,

Herhangi bir şey olmamaktan memnun olan her bir şeydik.
Daha çok bir yolduk birbirimize
Ya da o yol üzerindeki öylesine birer bank.
Birbirimize oturur ya da birbirimize yürürdük,
Bunu sorun etmez, birbirimizle yürürdük.

Sıradandık,

Sıradanlaştıkça sıradandık,
Bir sigarayı birlikte bitirmek keyifliydi örneğin bizim için,
Bir sigarayı aynı ağızdan bitirmek daha da keyifliydi,
En keyiflisi de bir sigarayı bitirmeye çalışırken sevişmeye dalmak,
Daldığımız yerde boğulana kadar çırpınmaktı.

Öldüğümüz yerden birlikte doğmak her seferinde yeni bir cennete,

Yeniden ve yeniden tıpkı Adem ve Havva gibi,
Hadi kadın, çıldırtma beni, ne ben Adem’im ne sen Havva,
Ne de nefes aldığımız yer bir cennet,
Nefeslerimizin kirlendiği bir dünya bizim için bir cennet.
Cennet sensin, ben cehennem,
Ateşim yakar senin güzelliğini,
Korkma, çirkin olsan da seveceğim seni,
Güzel görmesini bilenler hak eder bu dünyada ancak sevmeyi,
Ya da tam tersi,
Dert etme.

Bir insanı öldürmek için kurşun gerekmez demiştim,

Sözcüklerini kullanmayı öğrenmişsin.
Kağıdına sar bedenimi,
Cigaralık sevgili.

http://www.youtube.com/watch?v=irGUolvbZyc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder